İnsan mükemmeliyetçi doğmaz, mükemmeliyetçi YAPILIR.

Bu yazıyı annem bana mail atmış. Çok beğendim ve paylaşmak istedim. Keyifle okumanız dileğiyle...

Mert genç bir erkek. Aşamadığı bir derdi var. Ödevlerini yaparken, kâğıtta ufacık bir kelime hatası olsa, o kâğıdı yeniden yazıyor. Bir harf hatası nedeniyle hazırladığı dönem ödevinin yeniden çıktısını alıyor. Yaptığı işlerin kusursuz olmasını istiyor. Bu sebeple de okulda başarılı. Çünkü yaptığı işi en iyi bir şekilde yapıyor. Ancak her şeyin en iyisini yapma arzusu onu çok yoruyor, çok enerjisini alıyor. Teferruata o kadar takılıyor ki, bir müddet sonra işin bütününden kopuyor.
Mert, mükemmeliyetçi bir çocuk. 
İnsan mükemmeliyetçi doğmaz, mükemmeliyetçi YAPILIR. Anne-babanın çocuklarını yetiştirme tarzı mükemmeliyetçiliğe sebep olabilir. Bu mükemmeliyetçilik, zamanla kişinin hayatını zora sokan bir hastalığa dönüşebilir.
 
Nitekim ülkemizde mükemmeliyetçi kişilerin sayısı hiç de az değil. Bu kişiler yönetici olduklarında, yapılan işleri bir türlü beğenmezler. Çizgilerdeki birinin eğriliğinden dolayı bir raporu yeniden isteyebilirler. Belgelerdeki ufacık bir görüntü bozukluğu nedeni ile aynı belgeleri yeniden hazırlatılabilirler. Kıyı köşedeki tozlar, tablolardaki eğrilik, insanların kıyafetlerindeki uyumsuzluk, bu yöneticinin dikkatini çekebilir. Mükemmeliyetçi bir yönetici ile çalışmak ise çalışanları çileden çıkarır.

Bu mükemmeliyetçi kişi, bir koca ise, eşinin yaptığı bütün yemeklerde bir eksiklik bulacaktır. Evdeki ufak dağınıklıklar onu rahatsız edecektir. Çünkü gözleri genel temizlik yapılmış bir evdeki tozları bile görecektir. Çocuklarını yetiştirme konusunda eşini bir türlü beğenmeyecektir. Çünkü tüm değerlendirmelerini, mükemmelden uzaklığa göre yapacaktır.

Mükemmeliyetçi bir çocuk yetiştirdiğimizde ceremesini sadece çocuğumuzun bizzat kendisi ve sonrasında çevresindeki kişiler değil, biz de çekeriz. Mükemmeliyetçi çocuk nasıl yetiştirilir diye merek ediyorsanız hemen anlatayım.

Çocuğunuzu nasıl mükemmeliyetçi yaparsınız?
Çocuğunuz bir yazılıdan 70 aldığında “neden 80 almadın” diyorsanız, mükemmeliyetçi çocuk yetiştiren anne-baba adaylarındansınız. Çocuğunuzun karnesine baktığınızda, gözünüz 5'lerden önce 4'leri ve 3'leri görüyorsa, yine mükemmeliyetçi adayısınız. Kızınızın yaptığı temizliği beğenmeyip, üstüne bir de siz temizlik yapıyorsanız mükemmeliyetçi olabilirsiniz. Çocuğunuzun defterine baktığınızda gördüğünüz, yamuk yazılan yazılar, kıvrılan defter yaprakları oluyorsa yine mükemmeliyetçi adayı sayılırsınız. Çünkü mükemmeliyetçi anne-babalar önce artıları değil eksileri görürler, bardağın boş tarafı dikkatlerini çeker, çocukların dürüst konuşmalarını değil de yalanlarını yakalarlar. Tüm değerlendirmelerini en iyi olana göre yaparlar. En iyi yazılı notu 100 olduğuna göre, 90 onlara yetersiz gelir. En yüksek karne notu 5 olduğuna göre, 4 düşük not sayılır. Mükemmel defter, kusursuz defter olacağına göre, üç-beş yaprağı kıvrılmış ve bir sayfası karalanmış defter onlara göre güzel değildir. Bu anne-babalar sürekli eksikleri gördüğü için çocukları anne-babalarını bir türlü memnun edemezler. Çünkü anne-babaları mükemmele göre değerlendirme yapmaktadır ve mükemmele ulaşmak neredeyse imkansızdır.

Hiç birimiz mükemmel değiliz. Çünkü insan mükemmel olamaz. Öyleyse birinin mükemmel olmasını istemek insafsızlıktır. Üniversite bir hocamız “Mükemmel iyinin düşmanıdır” derdi. Mükemmel çocuk yetiştirme arzusu bizi iyi çocuklardan bile edebilir. Hem ahlâklı olsun, oturmasını kalkmasını bilsin, kardeşleri ile iyi geçinsin, dersleri 5 olsun, aynı zamanda spor dallarında başarılı olsun, bir de müzik enstrümanı çalsın, zekâ puanı arkadaşlarına göre şöyle en az on puan yüksek olsun, üstünü temiz tutsun, odasını toplasın, benim sözümü dinlesin, ev işlerinde bana yardımcı olsun… Bütün bu özelliklerin bir çocukta toplanmasını beklemek ve bunun için çocukları zorlamak, onlara yapılan en büyük haksızlıktır.

“Arkadaşın senden iyi değil ama ama sınıf başkanı olmuş, (veya) yarışmada derece almış” dediğimizde çocuğumuz “başbakan da senin yaşında, o başbakan ya sen?” diye cevap verse nasıl olurdu? Biz mükemmel miyiz ki? Hepimiz artılarımız ve eksilerimizle güzeliz. Çocuklarımızın da artıları ve eksileri olacak. Bize düşen görev artılarını takdir ederek geliştirirken, eksileri konusunda onları yüreklendirmek aslında.

İçinde 4'ler ve 3'ler olan karneye baktığımızda “Neden bunlar 5 değil” demeden önce “Aaa, ne kadar güzel bir karne beşlerle dolu! Türkçe 5, müzik 5, beden eğitimi 5. Aferin yavrum." dedikten sonra elimizi omzuna atarak "şu 3 olan iki derste biraz zorlanıyoruz galiba” dedikten sonra çok kısaca onun mazeretlerini can kulağıyla dinlemek ve yardıma ihtiyacı varsa bir yardım planı yapmak daha hoş ve yapıcı olacaktır. Temizlik yapan kızımıza doğrudan "şuradaki tozları almamışsın kızım" demek yerine “ellerine sağlık kızım, camları ne güzel silmişsin, pırıl pırıl olmuş. Şu köşelerdeki tozları da alıver yavrum” şeklinde yaklaşmak çocuğumuzu daha motive edecektir.

CONVERSATION

1 yorum:

Yorum Gönder

YUKARI
ÇIK