2 Mayıs 2011 Pazartesi

Metin Hara - Söyleşi

Metin HARA

Doğu Tıbbı Mı Batı Tıbbı Mı? 


Aydınlanma
Bir peygamber olmak değil,
Ona doğru adım atmak...
Zihin ile kalp birlikte çalışmalı...

Fizyoterapi Uzmanı Metin Hara... Tamamlayıcı tıp terapisi yapıyor. Bütün tedavilerde amaç; ilaç ve makine kullanmadan yan etkisi sıfır olan tedaviler yapmak. Hara, insanın kendi kendisini iyileştirmesi için kendi mekanizmalarını devreye sokmaya çalışıyor...

Tüm konuşmalarında doğu tıbbından da batı tıbbından da bahsediyorsun. Çapa Tıp mezunusun hem de. Bize bu hikayeyi anlatır mısın?
Çok ufak yaştan beri kendimi tanımaya, var oluşumu tamamlamaya çabalarken kendi kendime bir yolculuğa başladım. Tabi ki insan bedeni de bu yolculuğun başlangıç noktası derken 2000 yılında Çapa’ya girdim. Mesleki seçimim babamın ayağa kalkış hikayesini görmemle oldu.Her şerde bir hayır vardır...
Erken yaşlarını anlatır mısın bize?
15 yaşımda bir arkadaşımın annesi tarafından fark edildim ve eğitime başladım. Bunun içerisinde enerji terapileri avar.... Kendini tanımak için sessizlikler var... Meditasyon var... Bir şekilde kendimi tanımaya başladım. Çapa'ya girdikten sonra her gün 2-4 saat kitap okudum sadece yollarda, binlerce kitap okudum diyebilirim.
Peki babanın geçirdiği kazadan sonra mı Çapa'yı tercih ettin?
Babam 2000 yılında geçirdi kazayı. Fizik tedaviciler sayesinde ayağa kalktı. Elli yaşındaki babanızın ilk kez yürümesinin mutluluğunu yaşıyorsunuz... Manevi bir tarafı da var. Çapa'yı  bu yüzden tercih ettim,  bana çok şey kattı. İki ekolün de ne yaptığını bilmek, bunları sentezlemek için çok sağlıklı bir ortam oldu. Ben de diyorum ki batı  tıbbına iyi diyebilmek için önce doğu tıbbını da bilmek gerekir.
Bir cümlen var. Diyorsun ki;  doğu tıbbı 7000 ileride, batı tıbbı geride kalıyor. Buna bir örnek verebilir misin?
Bizim için çok önemli bir duruş... Aslında batı tıbbının 200 senelik geçmişiyle doğu tıbbının 7000 yıllık geçmişi olduğunu unutmamak gerekli… Batı tıbbı da hızla ilerliyor teşhis konusunda ancak tedavi anlamında doğu tıbbından çok geri kalıyor.
Sana gelen insanlar bilinçli olarak mı geliyorlar, yoksa sen bunu da deneyelim mi diyorsun?
Benim şu an tipik konvansiyonel fizik tedavi uygulayacak vaktim yok, diğer meslektaşlarım var, onlardan yardım alıyoruz. Biz anlatmak yerine uygulatıyoruz, aradaki en büyük fark bu. Biz deneyime odaklanıyoruz. 25.000 civarı kişiye ulaştım. İnsanlar benim dediklerimi gayet güzel yapabiliyorlar ve bu benim özelliğim değil tüm insanların özelliği. Bana diyorlar ki bende bir enerji var, ben kendimi iyileştirebiliyorum. Diyorum ki hayırlı olsun zaten herkes yapabilir.
Sen bu işin batı tıbbı olarak eğitimini de almışsın. Şu anda altında staj gördüğün insanlar, doktorlar senin öğrencin konumuna gelmiş durumdalar? Ne hissediyorsun?
Ben Türkiye’de kanserli bir grup yararına bir vakıfta yararına seminer vermeye başladım, tepkiler çok olumlu oldu. Gittikçe büyüdü, birçok ülke, birçok şehirde seminer verdim. Doktor, diş hekimi, fizyoterapist, psikolog gibi birçok gelen oldu ve bu benim adıma çok özel bir durum.
Metin bir süre sonra delirme.... Çok okuyan bir süre sonra oynatır derler ya, kendine hakim olabiliyor musun?
Deli olmadan deli olunmaz derler. Tabi ki bazı noktalarda insanlar deli mi bu çocuk diyorlar. Benim çocuksu yanım biraz fazla. Neredeyse televizyon karşısındaki bütün zamanım çizgi film izleyerek geçiyor. Bana diyorlar ki doğaüstü güçleri var bende diyorum ki insan zihni gerçekten garip, bütün bu yaşadığınız yaptığınız her şey doğal, bir sürü kimyasal ile iyileşmek doğal, ışınlarla iyileşmek doğal, insanın kendi kendisini iyileştirmek mi doğaüstü?
İnsanlar kendilerini nasıl rahatlatabilirler?
Biz “İllüzyonu aşmak” seminerimizde buna değiniyoruz. Kişisel gelişimde şunu söylüyorlar; pozitif düşün, mutlu ol, gülümse, sakın ağlama… Eğer pozitif düşünce yapaylıkla oradaysa, çaba ile oradaysa akışının tersine gidiyorsun. Şimdi 15 dakika için bu problem değil, 1- 2 saat içinde problem değil ama bütün gün olduğunda beden içeride iyileştirici sistemleri baskılamaya çalışıyor. Beynimizin stres düzeyini azalttığımız anda iyileşme hızımız kat ve kat artmaya başlıyor.
Diğer alanlar kadar etkin değil modern tıp. Burada yapmaya çalıştığımız şey şu; düşünce gücünü yönetebilmen için dingin bir zihin yapısına sahip olman lazım ve biz bir sufi nefesiyle başlıyoruz seminere. Sufi nefesini yaptıkça insanlar daha çok sakinleşiyorlar, dinginleşiyor. İşte o zaman algılar, düşünce gücü, sağduyu açılmaya başlıyor. Uzakdoğu buna ‘Çakra’ diyor, Kabala buna ‘Şaar’ yani ‘Kapı’ diyor, İslamiyet ve Sufizm  ‘Nefs mertebeleri’ diyor. Hakikate 7 adım uzaktayız, 7 tane perde var. Biz biraz dinginleşip, doğamızı harekete geçirdiğimizde anlayışımız gelişmeye başlayacak. Bu sadece dini bir durum değil, bu bir yaşam tarzı.
Peki neden ‘İnsana Güven’?
Benim çok sıkıntılı olduğum, hayatımın üst üste çöktüğü, annemin kanser olduğu zamanlarda sürekli ağladığım ve dua ettiğim bir zaman var. Rüyamda “İnsana Güven” ismini gördüm. Metin Hara'ya güven değil burası, bu işi siz halledeceksiniz demek istiyorum.